İznik Ultra 2015 – 46Km Dağ Maratonu

Antalya Yarı Maratonundan sonra bu seneki ilk hedef yarışım olan İznik için hazırlanmaya hızlıca başlamam gerekiyordu. Runkeeper’da takip ettiğim 2 saat altı Yarı Maraton Programı bitmiş, 4:00 saat altı Maraton programına ortasından bir  yerden girmiştim. Zaten iki programa bakınca, YM programı haftada 5 gün koşu verirken 4 saatlik Maraton programı hafta 4 gün ile daha hafif bir antrenman planı vermekte idi. Dolayısıyla ben de YM programından Maraton programına geçişte zorlanmadım diyebilirim.

Runkeeper Antrenman Programları

Runkeeper Antrenman Programları

İznik için hazırlık aşamasında beni en çok düşündüren konu yokuş antrenmanları idi. Çünkü yaşadığım yerde bu konuyla ilgili pek bir seçeneğim yok. Mutlaka 30 Km üzeri uzun antrenmanlarımı İznik’te kullanacağım çanta ile ve yükseklik kazanımı olan bir parkurda yapmam gerekiyordu. Aşağıdaki grafikte, 46Km parkuru için eğim grafiği görülmekte.

46 Km Parkuru Eğim Grafiği

46 Km Parkuru Eğim Grafiği

3 tane koşmayı planladığım 30 km civarı uzunların ilkini 29 Km olarak Bursa’da Bademli’den çıkarak izlediğimiz yokuşlu bir parkur olan Altıntaş’a kadar kısımda İznik’te benimle aynı parkurda koşacak olan arkadaşlarla beraber yaptık: Mustafa “The Iron Man”, Celil, Yalçın  ve ben (kazanım 345 metre); son 5 km hafif bayır aşağı 4:40 pace ile koşarak bitirdik ama ben de bittim. Sanırım sebebi, koşu boyunca yeterince sıvı almamam ve iyi beslenemememdi. 2.uzun koşumu yokuşlu Cephanelik parkurunda kendim 32 Km yaparak (kendi adıma büyük bir sabır örneği gösterdim sanırım) tamamladım; parkur 1,8 km olduğu için yaklaşık 18 tur atmam gerekmişti (kazanım: 908 metre), bu sefer su tüketimini ve beslenmeyi atlamamıştım. Son olarak da 35 km’lik en uzun koşumu yaptım; İznik’te 136 Km koşacak olan Sevgin ve benim gibi 46 Km koşacak olan Nurihan ile yakındaki Dağyenice tepesine in-çık (22 km) yaptık, sonrasında da inişli-çıkışlı Cephanelik parkurunda 35 km’ye tamamladım (kazanım: 637 metre), yiyecek tüketimi açısından yarış için en iyi simülasyonu bu antrenmanda yaptım.

35 km’lik antrenmanı tamamlayabildiğim için kafa olarak artık rahatlamıştım diyebilirim çünkü İznik için mutlaka 32 Km üzeri bir koşu yapmam gerektiğini biliyordum. İlk kez maraton koşacaktım ve bu da bir dağ maratonuydu; acaba bitirebilecek miydim?

Nisan’ın ilk haftasından itibaren uzun koşuları bıraktım ve hafif antrenmanlarla yarışı beklemeye başladım. Yine o haftalarda zorunlu eşya listesi de güncellenince sitede yayınlanan tabloya göre bende olmayan eşyaları tamamlamaya başladım. 42K’daki zorunlu malzeme listesinin diğer mesafelerden tek farkı 6 saatlik yiyeceğin zorunlu olmaması.

Zorunlu Malzeme Listesi

Zorunlu Malzeme Listesi

Malzemeleri tamamladıktan sonra son kontrol: Bu fotoğrafta sadece kulpsuz bardak eksik, onu da 150 ml’lik kartondan bir meyve suyu kutusunu keserek hallettim; hem yer kaplamıyor hem de kullanımı çok pratik. Yalnız dikkat, karton kutunun sıcak içecekler ile (çorba, kahve vs.) kullanımı sıkıntı olabiliyormuş.

Son Kontrol

Son Kontrol

18 Nisan günü geldiğinde iki gün önce başlamış olduğum karbonhidrat takviyeli beslenmeyi kahvaltıda da sürdürdüm. Sabah 05:45 gibi yataktan kalkış sonrası, 3 dilim kepekli tostu yedikten sonra, eşyalarımı da alarak evden çıktım. Saat 07:00 gibi Mustafa’yı aldıktan sonra İznik’e doğru yola çıktık. Hava mükemmeldi, yaklaşık 1 saatlik yolculuk sonrası İznik’e ulaştığımızda, çocukluğumdan beri çok sevdiğim sayfiye kasabalarının sabahın erken saatlerindeki huzurlu havası bizi karşıladı. Arabayı finish alanının yakınlarına bir yere park ettikten sonra eşya kontrolü ve göğüs numaralarımızı almak için fuar alanına gittik. Kontrol sonrası göl kenarındaki çay bahçesine oturup saat 09:30-10:00 arası yarışçıları Narlıca’ya taşıyacak olan otobüsleri beklemeye başladık. Beklerken 1,5’lt’lik bir şişe su ve 2 bardak da çay içtik. O arada benim Üniversite’den arkadaşım ve 16 senedir görmediğim Çağın da bize eşlik etti; o da İzmir’den gelen arkadaşlarına destek için gelmiş. Bir de yine otobüsü beklerken Dailymile’dan bildiğim, daha önceden tanışmadığım İzmir’den arkadaşlar Feyza ve Hakan ile yüz yüze tanışma fırsatımız da oldu. Saat 10:00’a gelirken otobüs bizi Narlıca’ya bıraktı. Narlıca sanırım senenin hiçbir günü bu kadar kalabalık olmuyordur. Karşılıklı kahvehaneler koşucu doluydu. Biz de burada beklerken yine sıvı tüketimine ıhlamur ile devam ettik. Arada da 136K koşucuları Narlıca istasyonuna gelip biraz soluklanıp devam ediyorlardı; ilginç olan şey ise 12 saattir yollarda olmalarına rağmen hepsi de çok dinç görünüyorlardı, tebrik edilesi güzel insanlar. Yarışa dakikalar kala, kahvaltıyı çok erken yaptığım için ve arada da birşey yemediğimden dolayı karnım iyice acıktı. Oradaki bir marketten bir poğaça alarak midemi bastırmaya çalıştım, ama bu bir hataydı; bunu yarışın ilerleyen bölümlerinde görecektim.

Vali beklendiği için start saat 12:00’yi biraz geçerekten verildi. GPS’li saatim olmadığı için bu uzun yarışta telefonumun şarjı yetecek mi çok da emin değildim. Kaçıncı km’de olduğumu ve ortalama tempomu takip edebilmek için Runkeeper programını açmıştım. Şarjı tüketmesin diye de GPS’e bağlanır bağlanmaz telefonu uçak moduna aldım. Yanımda ayrıca zorunlu olan diğer küçük bir telefon da çantamda bulunmaktaydı, bu telefona kaydetmiştim tüm gerekli numaraları.

Start sonrası telefonu ayarlamaya çalışırken (563'nolu koşucu benim)

Start sonrası telefonu ayarlamaya çalışırken
Kaynak Nur Çubuk (Facebook)

İlk km’ler hafif bayır aşağı olduğundan hızlı bir tempo ile yarışa başladık (pace 4:55-5:00) Mustafa ile beraber. Sonrasında başlayan yokuşta da hafif tempo koşarak arada da yürüyerek giderken, çalıştığım firmadan arkadaşım Emre arabasıyla yanımda bir süre bana destek için devam etti. O da kızları ile yarışı izlemeye ve tanıdıklarına destek vermeye gelmiş.

Kaynak: Aksiyon Fotoğrafları

Kaynak: Aksiyon Fotoğrafları

İlk durak Müşküle; 6.km (00:38:22). Planımız burada su içmeden devam etmekti ama yine de bir bardak su içtim. Müşküle’deki destek her yarış raporunda anlatıldığı için ben de çok merak ediyordum nasıl olacak diye. Anlatılan kadar varmış; sokaklarda sıra sıra oturmuş köy halkı koşuculara destek veriyorlar, çocuklar da ellerini uzatarak ellerimize “çak” yapıyorlardı, hatta bir tanesi kocaman bir inek çanını almış onu sallayarak bizi selamlıyordu.

Müşküle (Kaynak: Aksiyon Fotoğrafları)

Müşküle (Kaynak: Aksiyon Fotoğrafları)

Evler bitince gölgesiz toprak yol tırmanışı başladı.

Müküle Sonrası Tırmanış (Kaynak: Aksiyon Fotoğrafları)

Müküle Sonrası Tırmanış (Kaynak: Aksiyon Fotoğrafları)

Tırmanışın ortalarında bir yerlerde Dailymile’dan Fatih Anız ile karşılaştık, onunla koşarken, bir ara yanımıza yine Daliymile’dan Feyza ve Yaşar abi geldiler; Yaşar abi ile de ilk kez orada karşılaşmış olduk; o da Dailymile’dan. Yol bitip ormanın içine doğru girmeye başladğımızda Antalya Yarı Maratonunun 17.km’sinde de başıma gelen karaciğer ağrısı yine başladı hafiften, sanırım çok zorlamıştım, ya da yarış öncesi yediğim poğaça’ydı problem tam bilemiyorum. Mustafa’ya sen git dedim ve tempomu düşürdüm. Artık yanlızdım, ağaçlarda asılı işaretleri takip ederek ileriyordum, önümdekileri ara ara görüyordum ama hemen gözden kayboluyorlardı. Bu şekilde tırmanış devam etti. Sonrasında da bol çamurlu balçık halinde 200-300 metrelik bir iniş geldi. Yağmur yağmadığı halde etraftan gelen sulardan dolayı zemin çok kötü durumdaydı. Buradan yavaş yavaş inerken 2 bayan koşucunun yanından geçtim, ikisi de çamursuz bir yerde durmuş ayakkabısında birşeye bakıyorlardı sanırım. Ben geçerken bir dala bastım ve bu dal parçası onlardan birine geldi ve canını yaktı. Bilmeden yaptığım bu kaza yüzünden kendimi kötü hissettim, durup özür diledim. Bana o an için çok kızmışlardı sanırım, umarım beni affetmişlerdir. Çamurda bata-çıka ilerleken yanımdan son sürat 3 kişi çamura aldırmadan geçip gittiler, o kaygan zemindeki hızlarına inanamadım. İkinci istasyon Süleymaniye’ye az kalmıştı. Oraya doğru koşarken biraz önce yanımdan hızlıca geçen 3 koşucuyu yakaladım ve onlarla birlikte ikinci istasyona girdik; 16.km (02:04:24). Burada biraz su ve kola içip biraz da muz yiyip yola çıktım. Biraz önceki 3 koşucu 2 kişi kalmışlardı onlara katıldım ve beraber koşmaya başladık; ikisi de Fransız’mış; biri Raidlight’da çalışıyormuş. Sonradan öğrendim Raidlight’da çalışıyorum diyen kişi Claudie Laval’miş (Bizimle aynı parkurda yarışmakta olan Raidlight’ın kurucusu Benoit Laval’ın eşi). Süleymaniye sonrası kıvrıla kıvrıla çıkan yokuşu çıkarken, aşağıda Süleymaniye köyüne bakıp, bu sıcakta ne işim var burada diye düşünmüştüm. Tam tepeye ulaştığımda sağ tarafta gördüğüm Uludağ’ın karlı manzarası biraz kendime gelmemi sağladı.

Süleymaniye (aşağıda görünüyor)

Süleymaniye (aşağıda görünüyor)

Uludağ (uzakta puslu)

Uludağ (uzakta puslu)

Düze çıkınca tekrar koşmaya başladım, yokuş gelince yürüyerek enerjimi idareli kullanmaya çalışıyordum. Yaklaşık 22-23.km’lerde Fatih Anız ve Meksika’lı arkadaşına rastladım ve beraber koşmaya başladık. Koşarken bir ara 136K koşucuları Alper Dalkılıç ve Mariya Nikolovo’ya selam verip devam ettik. Uzakta Derbent görünmüştü; yaklaşık 4-5 km mesafemiz kalmıştı, yolda rastladığımız çok az akan bir çeşmeden sırayla suyumuzu içip bir an önce ulaşmak istediğimiz 31.km istasyonu Derbent’e doğru koşarak devam ettik. Derbent’e varış: 31.km (04:00:47)

Derbent Girişi (31.km)  (öndeki üç kişi: Solda 2 Fatih, Sağdaki Michael; arkada da 2 Fransız) Kaynak: Nur Çubuk (Facebook)

Derbent Girişi (31.km)
(öndeki üç kişi: Solda 2 Fatih, Sağdaki Michael; arkada da 2 Fransız)
Kaynak: Nur Çubuk (Facebook)

Derbent’te bir sandalyeye oturarak su, kola, mandalina ve muz yedim. Kavun’a benzeyen (ne alakaysa) bir şeyi tadayım dedim meğerse peynirmiş, tadını beğenmedim ve hemen çıkardım, midemi bozmak istemiyordum. Bir süre daha oturduktan sonra 2 Fransız istasyondan ayrıldılar. Ben de tempoları bana çok uyduğu için onları takip etmeye karar verdim ve Fatih’i Derbent’te bırakıp yola çıktım. Fransız’lara yetiştim, yine beraber koşmaya başladık. Ben hep kendimi şartlamıştım, 31.km’den sonra sanki 15 km’lik bir koşuya çıkıyormuş gibi yapacaktım. Sanıyorum jellerin etkisi ve 2 lt’lik su torbama attığım elektrolit tabletlerin sayesinde kendimi çok iyi hissediyordum. Hızlandım ve yalnız koşmaya başladım.

Derbent sonrası bir süre tek koştum (Kaynak: Aksiyon Fotoğrafları)

Derbent sonrası bir süre tek koştum (Kaynak: Aksiyon Fotoğrafları)

Bundan sonra sürekli iniş var sanıyordum ama yokuş tırmanışı tekrar başlayınca tekrar yürümeye başladım. Yürüyerek devam ederken yanımdan o an 80Km’nin birincisi diye tahmin ettiğim kişi çok rahat bir şekilde koşarak geçti (zaman tablosundan bakınca bu kişinin Emmauel Gault olduğunu anlıyorum). Bir de yürü-yürü bitmeyen yokuşun bir yerinde bir fotoğrafçı ile karşılaştım, oraya nasıl geldiği hakkında hiçbir fikrim yok; yani baya bir yürümüş olması lazım oraya gelebilmek için. Bana ve hemen önümdekilere biraz moral verdi sağ olsun az kaldı falan diyerek; aşağıdaki fotoğrafı da o çekti.

Kaynak: Aksiyon Fotoğrafları

Kaynak: Aksiyon Fotoğrafları

Neyse ki sonunda iniş başladı hafif eğimli bir şekilde. Ağaçların arasında koşmaya başladım, çantamdaki suyum bitmişti. 35 Km antrenmanında da aynı şekilde 32-33.km’lerde suyum bitmişti (anlaşılan dersimi almamışım). Dolayısıyla da son km’lerim susuz bir şekilde geçecekti. Ağaçların arasında koşarken bir koyun sürüsü görünce yavaşladım ve yürüme moduna geçtim çünkü nerede bir koyun sürüsü var ise büyük ihtimalle bir çoban köpeği de olabilirdi. Köpek yoktu, sürüyü güden kişiye selam verdikten sonra tekrar tempolu bir şekilde koşmaya başladım. Biraz gidince hemen önümde koşan birini gördüm, onun temposuna ayak uydurarak bayır aşağı sertleşen eğime aldırmayarak olabildiğince hızlı koşmaya başladık. Aşağıya yaklaşırken 3 kişi olduk. İniş sona ermişti artık düze inmiştik, 4 km daha koşmamız gerekiyordu ama artık iyice yorulmuştum. Yürü-koş yaparak bir süre ilerledik, İznik’e girişte de koşmaya devam ettik, polisler trafiği durdurup geçen koşuculara yol veriyorlardı, böyle saygı görmek güzel bir hissiyat.

Surlardan İznik'e giriş (Kaynak: Aksiyon Fotoğrafları)

Surlardan İznik’e giriş (Kaynak: Aksiyon Fotoğrafları)

Yol kenarında bariyerlerle belirlenmiş olan parkurdan devam ederek göl kıyısına ulaştık, finish tagı göründüğünde artık hedefime ulaşmıştım. Yarışı 05:46:11 ile bitirdim ve çinili harika İznik madalyasını aldım. Tükenmeden, sakatlanmadan bitirmiştim. Yarışın çeşitli zamanlarında birlikte koştuklarımdan gördüklerime gidip teşekkür ettim, çünkü biraz da onlar sayesinde tempomu koruyabildim ve bitirebildim. Seneye yine buradayız.

Madalya (my preciousss)

Madalya (my preciousss)

Advertisements

One thought on “İznik Ultra 2015 – 46Km Dağ Maratonu

  1. Pingback: Yarış Raporları | RunBursa

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s